GEBELİK VE BESLENMEGEBELİK VE DOĞUM

SIK TÜKETİLEN BESİN KAYNAKLARI

Sık Tüketilen Besin Kaynakları


PROTEİNLER

Tüm hücrelerin yapı taşıdır. Bebeğin, plasentanın, amnios sıvısının, özellikle beyin ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rolü vardır. Protein ihtiyacı kırmızı et, beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya…) gibi proteinden zengin besinlerden karşılanır. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir. Etin yağsız şekilde tüketilmesi gereksiz yağ tüketimini engelleyecektir. Balık tüketimi protein dışında bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili omega 3 ve omega 6 yağ asitlerini de vücuda kazandıracaktır.

DEMİR

Gebelik sırasında dışarıdan verilmesi gereken belki de tek destek demirdir. Gebelik sırasında kan hacmi yaklaşık yarısı kadar artmaktadır. Demir, kırmızı kan hücrelerinin önemli yapı taşlarındandır. Hemoglobin adı verilen oksijenin taşınmasını sağlayan   maddenin içerisinde yer alan demire olan ihtiyaç kan miktarı arttıkça artacaktır. Besinlerle tam olarak karşılanamayan demir özellikle gebeliğin 4. ayından sora doktorunuz tarafından reçetenize eklenecektir. Miktarı yine doktorunuz tarafından klinik ve laboratuvar sonuçlarına göre ayarlanacaktır.  Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir hapları) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir. Gebelerde demir eksikliği halsizlik, bitkinlik, nefes darlığı, uykuya eğilim ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum, gelişme geriliği, ölü doğum ve düşükler gibi sorunlara neden olabilir. Demir eksikliğini en aza indirebilmek için kan yapıcı pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta ve kuru baklagiller gibi demir içeriği zengin gıdaların tüketilmesine önem verilmelidir. Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır. Demir hapları sütle birlikte içilmemelidir. Çünkü süt gibi kalsiyumdan zengin besinler demir emilimini azaltarak tedavinin etkinliğini düşürebilirler. Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler. Bu gebeler  içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir. Bazen de demirin  damar içi veya kas içi uygulamalarla kullanılması gerekebilir. Çok ağır demir eksikliği tablolarında ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) transfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.

FOLİK ASİT

Hücrelerin yapı taşı olan DNA ve bazı aminoasitlerin yapımında kullanılır. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren “B9 vitamini” yani folik asit alınması çok önemlidir. Eksikliğinde kansızlık meydana gelecektir, hızla yenilenen hücreler olan kan hücreleri normalden büyük yapıda üretilecek ve kana taşıma kapasiteleri azalarak kansızlığa yol açacaktır.   Gebelerde ise kansızlık dışında folik asit eksikliğine bağlı olarak doğan bebeklerde  “nöral tüp defektleri” adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali, spina bifida, anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir. Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi) daha sık geliştiği gözlenmiştir. Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
Günlük önerilen folik asit gereksinimi  400-800 mikrogramdır. Besinlerle karşılanması yetersiz olabileceği için özellikle gebeliğin en az 1 ay öncesinden kullanılmaya başlayarak  ilk üç ay boyunca folik asit desteğine ihtiyaç vardır.
Besinsel olarak  taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süreli beklemeler  gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnabahar, kepekli ekmekte mevcuttur.
Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defektli anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren daha yüksek dozda folik asit alımına başlamalıdırlar.

C VİTAMİNİ

C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde, vucudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir. Kollajen yapımında önemli bir destek maddedir.
Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır. Ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde dışarıdan ilaç olarak alınmasına gerek yoktur. Gebelik sırasında günlük ihityaç 80 mg kadardır
bu ihtiyaç  portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnıbahar, lahana, brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerden kolaylıkla karşılanabilir.
Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur. Besinleri tazeyken tüketmeli, iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.

KALSİYUM

Kalsiyum , kemik ve gelişim için en önemli maddelerden birisidir. Bunun dışında kan pıhtılaşma mekanizmalarında, sinir iletimi ve kalbin çalışmasında vazgeçilmez bir mineraldir. Gebeliğin 8. Haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için son derece gerekli olan kalsiyum bebek için hiçbir zaman eksik olmaz, eksikliği durumunda sizden karşılanacaktır. Dolayısıyla besinsel olarak eskilik yaşadığınızda diş ve kemiklerinizden faydalanılarak bu açık kapatılacak bu nedenle gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olacaktır. Bunu engellemek için  gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir. Ortalama günlük 1200- 1500 mg kalsiyum almanız önerilir.
Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve koyu yeşil yapraklı sebzelerdir.

LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)

Gebe ya da değil her sağlıklı kişinin besinlerini içerisinde olması gereken bir maddedir. Fiber (lif) barsaklarınızın düzenli çalışmasına ve kabızlığın önlenmesine yardımcı olur. Yapılan pek çok çalışma yüksek lifli yiyecekler ile beslenen kişilerde kalın barsak (kolon) kanserinin çok daha az görüldüğünü ortaya koymuştur. Yüksek miktarlarda lif aldığınızda fazla miktarda su tutan lif nedeni ile yediğiniz besin maddesinin sindirim sitemi içindeki hacmi artar ve beyninizde tokluk hissi duymanızı sağlar. Bu sayede aşırı yemek yemenin ve gereksiz kilo alımının engellenmesinde yardımcı rol oynar.  Gebelik döneminde son derece sık olarak görülen kabızlıkla savaştaki en önemli yardımcımızdır. Hayvansal besinlerde bulunmaz ancak genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Lifli gıdalara örnek olarak kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, kabuklarıyla yenen meyveler, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu, kuru yemiş verilebilir.

Gebelik Döneminde Tüketilmesi Gereken Besinler ve Ölçüleri

Doğru beslenme, gebelik durumunun özellikleri nedeniyle gereksinmelerin çeşitli yiyecek gruplarından sağlanmasını zorunlu kılar.
Besin öğeleri vücudumuzda çeşitli görevler yaparlar. Aynı görevleri yapan yiyeceklerden besin grupları oluşturulmuştur. Grup seçeneklerinden birini tüketemiyorsanız bir diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.
Bu örnekler sadece bir fikir oluşturmak içindir. Diyet listesi değildir. Gebelik boyunca  tıbbi olarak gerekmedikçe herhangi bir diyet listesi kullanmayın.
Besin Miktarı
Süt ve süt ürünleri 2 su bardağı süt veya yoğurt/ 1 porsiyon peynir( 2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek
Et yumurta kuru baklagiller 1 pors. et, balık, tavuk, hindi, (60-90 gr)
1 pors. kuru baklagil yemeği (120 gr)
Sebze meyve 2 porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze 2-3 adet orta boy meyve/ taze meyve suyu
Tahıllar 6-8 ince dilim ekmek
1 porsiyon pilav/makarna
1 porsiyon çorba
Yağlar 3-4 silme yemek kaşığı yağ
Şekerler 1-2 tatlı kaşığı bal/reçel/pekmez

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Tıkla Hemen Bizi Ara!
Close
Tıkla Doktora YAZ